Gaz tabancalı mayıs böceğinin vücudunda son derece karmaşık bir kimyasal silah vardır. Çok ince bir mühendislik ürünü olan bu sistemin birbirini izleyen tesadüflerle oluşması ise kesinlikle imkansızdır.
Bazı canlılar, üretimi için çok ileri teknoloji gerektiren oldukça karmaşık kimyasal bileşimleri kendi bünyelerinde laboratuar hassaslığında ve son derece kolayca üretebilirler. Bombardıman böceği de bunlardan biridir.
Bu böceğin savunma yöntemi çok ilginçtir. Böcek, vücudunun alt tarafında birbirinden ayrı iki bölmede depolanan iki kimyasal maddeyi (hidrojen peroksit ve hidrokinon) düşman saldırısına uğradığı anda, yakma odası olarak adlandırılan özel bir bölmede birleştirir. Aynı anda bu yakma odasının duvarlarından salgılanan özel bir katalizör (peroksidaz) maddenin hızlandırıcı etkisiyle, karışım 100°C'lik korkunç bir kimyasal silaha dönüşür. Basınçla fışkırtılan bu çok sıcak kimyasal maddeyle haşlanan düşman doğal olarak avından vazgeçer.
Bu noktada sormamız gereken sorular şunlardır:
1- Böcek bu iki maddenin birleştiğinde kimyasal bir silah haline geleceğini nereden bildi?
2- Bu maddelerin kimyasal formülünü nasıl oluşturdu?
3- Bunları kendi vücudunun salgılamasını nasıl sağladı?
4- Bunların ayrı ayrı odacıklarda bulunması gerektiğini nasıl anladı?
5- Bunların reaksiyonunu hızlandıracak bir katalizörün formülünü nasıl hesapladı?
6- Duvarları yanmaz bir alaşımla izole edilmiş özel odacıkta bunları birleştirmezse maddenin içinde patlayacağını nereden bildi?
7- Maddeyi püskürttüğünde buna temas eden bacaklarının yanmaması için bunları nasıl korudu?
Birkaç santimetre büyüklüğündeki bir böceğin başardığı bu işlemleri kimyagerler dışında insanlar yapamazlar. Kimyagerler de kendi vücutları içinde değil, ancak donanımlı laboratuarlarda yapabilirler. Böceğin böylesine üstün bir kimya uzmanı veya kendi vücudunu yapacağı reaksiyona göre dönüştürüp-düzenleyecek yeteneğe sahip bir tasarımcı olduğunu kabul etmek elbette akıl dışıdır. Belli ki böcek bu inanılmaz işlemleri, içeriğinin farkında olmadan, sadece bir refleks olarak yapmaktadır. Ne kendisinde ne de tabiatta böylesine üstün bir güç ve akla sahip yoktur. Bunun tesadüflerle, şans eseri ve kendi kendine oluştuğunu iddia etmek de son derece mantıksızdır. Değil böyle kompleks bir canlının, canlılığın temeli olan basit proteinin tesadüfler sonucu oluşması olanaksızdır.
Açıktır ki bu böcek, son derece üstün bir bilgiye ve güce sahip olan bir varlık, yani Allah tarafından yaratılmıştır. Bombardıman böceği, diğer milyarlarca yaratılmış canlı gibi, O'nun sonsuz gücünün ve benzersiz yaratmasının bir örneğidir.
Bombardıman böceğine benzer kimyasal silahla savunma sistemine sahip olan bir başka canlı Kızıl Yüzlü Tırtıldır. Kendisine saldıran düşmanlarına karşı vücudunda ürettiği bir asidi püskürtür. Kokarcalar ve kabak böcekleri de düşmanlarına karşı oldukça tiksindirici bir kokuya sahip kimyasal maddeler püskürtürler. Bu çirkin ve kalıcı koku onları düşmanlarından korumaktadır. Elbette bu canlıların hiçbiri, aynı bombardıman böceği gibi, olağanüstü bir kimyager, sihirli bir biyolog ve mucizevi bir tasarımcı değil, Allah'ın varlığının ve gücünün örneği olarak yaratılmış birer "ayet"tir.
Burada daha fazla yer ayıramadığımız canlıların savunma sistemleri, elbette ki bunlarla sınırlı değildir. Olduğundan korkunç gözüken, ölü veya yaralı taklidi yapan, zırhlar ve dikenlerle donatılmış hayvanlar da doğada yaşamaktadır. Bazıları güçlü ve tehlikeli hayvanlara olan benzerlikleriyle korunurken, bazıları da sahte organ görüntüleriyle düşmanlarını olduklarından daha büyük, daha tehlikeli canlılar olduklarına inandırırlar.
Bir kelebeğin kanatlarında kendisinin bile görmediği göz desenlerinin olması, bir tehlike anında kanatlarını açarak bu gözleri ortaya çıkarması, bir tırtılın düşman saldırısına uğradığında kuyruğunu düşmanına doğru çevirip şişirmesi ve bunun korkunç bir yılan görünümü alması ve bu konuda verilebilecek daha birçok örnek, bizlere tek bir gerçeği göstermektedir. Bu canlıların hiçbirisi evrimin iddialarında olduğu gibi tesadüfler sonucu, mutasyonlarla, doğal seleksiyonla, milyonlarca yılda yavaş yavaş gelişerek ortaya çıkmamışlardır. Bunların herbiri sonsuz ilim sahibi, kudretli bir Yaratıcı tarafından, O'nun varlığının bir delili ve gücünün bir göstergesi olarak yaratılmıştır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder