23 Mart 2010 Salı

EVRİM TEORİSİ’NİN ÇÖKÜŞÜ: YARATILIŞ GERÇEĞİ KONFERANSI


Bilim Araştırma Vakfı tarafından 4 Nisan 1998 günü Cemal Reşit Rey salonunda düzenlenen "Evrim Teorisinin Çöküşü: Yaratılış Gerçeği" isimli uluslararası bir konferans, Türkiye'de evrim teorisinin ilk kez bilimsel bir yaklaşımla sorgulandığı ve çürütüldüğü bir platform oldu.

Konferansın hem yurt içinden, hem de yurt dışından çok ünlü konuşmacıları vardı. ABD Yaratılış Araştırmaları Enstitüsü'nden Prof. Dr. Duane Gish ve Prof. Dr. Kenneth Cumming konferansa katılmak üzere İstanbul'a geldiler. Konferansı yine Bilim Araştırma Vakfı'ndan İbrahim Tuncer yönetti.  Konferanstaki konuşmaların çok kısa bir özetini aşağıda veriyoruz...

PROF. DR. KENNETH CUMMING'IN KONUŞMA ÖZETİ


Evrim teorisinin temelleri 1800'lü yıllarda önce Lamarck, ardından da Darwin tarafından atılmıştı.

Lamarck 19. yüzyılın başında ilk olarak kapsamlı bir Evrim teorisi iddiasıyla ortaya çıkmıştı. Ona göre Evrim mekanizması "kazanılan özelliklerin nesilden nesile aktarılması" şeklinde işliyordu. Yani canlıların yaşamları sırasında uğradıkları değişiklikler yeni nesillere de iletilebiliyordu. Mesela zürafalar, aslında bir zamanlar ceylan benzeri bir hayvan türüydüler, ama ağaçların yüksek dallarındaki yapraklara erişmek amacıyla yaptığı hareketler boyunlarının uzamasına sebep olmuştu.

Darwin, Lamarck'ın bu teorisini "doğal seleksiyon" adı verilen ikinci bir açıklama ile güçlendirdi ve bugün bildiğimiz evrim teorisini ortaya attı. Doğal seleksiyon, en basit tanımla, güçlü ve doğal ortama ayak uydurabilen canlıların hayatta kalması demekti. Darwin'e göre canlıların ortak bir kökeni vardı ama Lamarck'ın ortaya attığı şekilde farklılaşıyorlar ve sonra da bu farklılık doğal seleksiyon yoluyla seçiliyordu.

Oysa hem Lamarck hem de Darwin bu iddialarını ortaya atarken genetik biliminden habersizdiler. 1900'lü yılların hemen başlarında genlerin ve kromozomların yapısı keşfedildi ve bunun üzerine genetik bilimi inşa edildi. Kazanılan özelliklerin bir sonraki nesle aktarılamayacağı anlaşıldı. Tüm bunlar Darwin'in iddialarını da aynı Lamarck'ın teorisi gibi çürütmüştü.
Bu teorilerin çökmesiyle beraber Evrimciler de iddialarında revizyonlara gittiler ve yeni teoriler ortaya koymaya çalıştılar. Bu revizyonlardan birisi "sentetik evrim teorisi" adı verilen ve mutasyonlara dayandırılan bir teoriydi.

Mutasyonlar canlıların genetik materyalinde meydana gelen hasarlardı. Bunlar hücrenin çekindeğindeki DNA'ya zarar veriyorlardı. Hardal gazı, nitrik asit gibi kimyasal maddeler, X ışınları veya radyasyon ışınımları bu zarara yol açan başlıca etkenlerdi. Ancak gerek DNA'nın yapısının incelenmesi, gerekse mutasyonların oluşumu Evrimcilerin iddialarını kesin olarak reddetmişti.

Öncelikle mutasyonlar sonucunda DNA'da bir "hasar" meydana geliyordu ve bunların %99'u öldürücü nitelikte oluyordu. Rastgele meydana gelen mutasyonlar net olarak canlıya zarar veriyordu. Öte yandan mutasyon sonucu DNA'ya yeni bilgilerin eklenmesi söz konusu değildi. Bu yüzden yeni bir organel ya da yeni bir özellik bu şekilde açıklanamazdı.
Çok önemli bir nokta da, canlıların organlarının çok parçalı olduğu ve bu parçaların birinin eksikliğinde organın çalışmayacağı idi. Örneğin gözün işlevini görmesi için sahip olduğu kırka yakın organelin birarada ve mükemmel biçimde çalışması gerekliydi. Bu parçaların tümünün bir anda mutasyonla oluşması ise imkansızdı.
Son olarak da meydana gelen bir mutasyonun bir sonraki nesle aktarılabilmesi için üreme hücrelerinde meydana gelmesi zorunluydu. Bir insanın vücudu, örneğin gözü mutasyon sonucunda orjinal formundan uzaklaşabilirdi, ama bunun sonraki nesillere geçmesi mümkün değildi.

Tüm bunların gösterdiği sonuç ise, canlılığın tesadüflerle ortaya çıkmasının ve "biyolojik birer kaza" olarak tanımlayabileceğimiz mutasyonlarla gelişmesinin imkansız olduğuydu. Canlılar çok karmaşık yapılara sahiptiler ve bu kadar karmaşık bir sistem, ancak bilinçli bir yaratılışla ortaya çıkabilirdi. Evrim bu gerçeği gizlemek istiyor, ama bilim tarafından ısrarla yalanlanıyordu. Bu ise, Allah'ın varlığının ve yaratışının açık bir deliliydi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder