23 Mart 2010 Salı

"DIŞ DÜNYA" BEYNİMİZİN İÇİNDE OLUŞUYOR


Yukarıda anlattığımız fiziksel gerçekler bizi tartışılmaz bir sonuca ulaştırır: Bizim gördüğümüz, dokunduğumuz, duyduğumuz ve adına "dünya" ya da "evren" dediğimiz şey, sadece ve sadece beynimizde oluşan elektrik sinyalleridir.
Dolayısıyla, örneğin meyva yiyen biri, aslında meyvanın beynindeki algısıyla muhatap olur, aslıyla değil. Kişinin "meyva" diye nitelendirdiği şey, meyvanın biçimi, tadı, kokusu ve sertliğine ait elektriksel bilginin beyinde hissedilmesinden ibarettir.
Bir insanın kendisinden çok uzakta sandığı maddeler de aslında beyninin içindedir. Örneğin insan göğe bakıp yıldızları seyreder ve bunların kendinden milyonlarca ışık yılı uzakta olduklarını sanır. Oysa yıldızlar onun içindedirler; beynindeki görüntü merkezindedirler. Aynı şekilde uzaktaki dev bir gemiye bakan kişi, aslında o gemiyi beyninin içinde seyreder. Bu yazıları okurken içinde oturduğunuzu sandığınız odanın da aslında içinde değilsinizdir; aksine oda sizin içinizdedir.
Çünkü algılarımızın bize tanıttığı "dış dünya", aynı anda beynimize ulaşan elektrik sinyallerinin bütününden başka bir şey değildir. Beynimiz hayatımız boyunca bu sinyalleri değerlendirir. Biz de bunları maddenin "dışarıdaki" aslı sanarak yanıldığımızın farkında olmadan bir ömür süreriz.

Yanılırız, çünkü algılarımızla maddenin kendisine asla ulaşamayız. Bu yüzden de, zihnimizde "dış dünya"nın aslını gördüğümüzden asla emin olamayız.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder